Z: Öncelikle hoş geldin…
*gülüşmeler*
Z: Konumuz ne biliyor musun?
M: Ne?
Z: Virüs, Koronavirüs.
M: Koronavirüs.
Z: Şimdi ilk sorumuz, virüsten nasıl korunursun?
M: Maske…Elimize dezen dezanfektanlarız ve maskemizi takarız, korumak için.
Z: Evet.
M: Ve 1 buçuk santim uzak dururuz.
Z: Koronavirüs ne biliyor musun?
M: Bir tane hastalık.
Z: Sence neye benziyor bu virüs?
M: Uzayda bir şeye de benziyor.
Z: Virüs olmasaydı nereye gitmek isterdin ve ne yapmak isterdin?
M: Paris’e Elfey-Paris Kulesine çıkıp resim çekmek isterdim. Ondan sonra da İnstagram’a gönderirdim.
Z: Peki Korona ilk çıktığında ne yaptın? Virüs ilk çıktığında? Korktun mu?
M: Biraz telaşlandım.
Z: Başka? Önlem aldın mı, maske taktın mı?
M: Evet. Öğretmen bize okul çıkışında maske verdi.
Z: Sence virüs nerede çıktı?
M: Çin’de.
Z: Peki nasıl çıktı?
M: Yarasayı. Bildiğim kadarıyla yarasayı kestiler. Ondan sonra yediler, öyle çıktı. O insan şuan öldü.
Z: Neden eldiven ve maske takmalıyız?
M: Çünkü Koronavirüs var, hastalanabiliriz.
Z: Peki sence bu bizi koruyor mu gerçekten?
M: Bence koruyor.
Z: Bunları nerede takıyorsun maske ve eldiveni? Evde takıyor musun?
M: Hayır.
Z: Nerede takıyorsun?
M: Dışarıda. Markete gidince, mağazaya gidince, kuaföre gidince…
Z: Haberlerde virüsten korunan insanları izledin mi?
M: Hayır. Ben haberleri izlemiyorum, oda- ondan sonra annemin odasına gidip televizyon açıyorum.
Z: Ellerini hemen eve girince yıkıyor musun?
M: Evet.
Z: Ne kadar süre?
M: 20.
Z: 20 ne? Dakika mı?
M: 20 saniye.